gonca
05-06-2008, 00:08 AM
Üreme bezinin henüz farklılaşmamış durumunda, yumurtalık ya da erbezine dönüşürken geçirdiği oluşum henüz tam anlamıyle bilinmemektedir. Sadece embriyonun yapısı 44 XY tipinde ise üreme bezinin erbezine dönüşeceği, buna karşılık embriyonun yapısı 44 XX ise üreme bezinin yumurtalığa dönüşeceği bilinmektedir. Üreme bezlerinin farklılaştığı bu gelişme dönemine kalıtsal cinsiyet adı verilir. Farklılaşmadan hemen sonra erbezleri, testosteron salgılamaya başlar ve bunun aracılığı ile embriyonun gelişmesinde değişiklikler meydana getirir. Bu gelişme devresine cinsel bezler devresi denilir; iç ve dış üreme organları bu süre boyunca oluşur.Bunlardan biri cinsel yollara gider, biri de sidiğin dışarı atılmasını sağlar.
Embriyoloji bilimi bazı bilim adamlarının, daha önceden varsaydığı bir noktayı doğrulamıştır. İnsan embriyonu gelişme süresi boyunca hayvansal yaşantının gelişiminin büyük aşamalarından geçmektedir. Özellikle metanefros ismi verilen son gelişme biçimine erişmeden önce, pronefros ve mezonefroz devrelerinden geçmek zorundadır. Memeli hayvanlar dölyatağı içi gelişimi sadece birkaç hafta gibi kısa bir sürede tamamlarlar. İnsanda ise embriyon gebeliğinin ikinci ayı sırasında metanefros aşamasına erişir. Bu sırada embriyonun uzunluğu yarım santimetreden biraz daha fazladır.Bu iki devre arasındaki kesin ayırım, cinsel anormalliklerin kalıtsal kökenli ve cinsiyet bezi kökenli olmak üzere iki büyük bölüme ayrılmasını olanaklı kılar. Kalıtsal anormallikler cinsel kromozomların dağılımında ya da yapısında oluşmuş bir aksaklık sonucu meydana gelir.
Kalıtsal cinsiyet adı verilen devre boyunca ortaya çıkabilecek çeşitli düzen bozukluklarına, cinsel bezler devresinde oluşabilecek düzen bozukluklarından çok daha az oranda rastlanır. Gerçekten de cinse! bezlerin meydana gelmesini düzenleyen kalıtsal cinsiyet mekanizmasının belirli bir oranda daha basit olmasına karşılık, cinsel hormonların meydana gelmesini sağlayan oluşum çok daha karmaşık bir düzene sahiptir; bu nedenle de birçok bozuklukların ortaya çıkmasına olanak verir. Ayrıca kalıtsal bir bozukluğun ortaya çıkması tehlikesi sadece döllenme anı ile sınırlı durumdadır. Buna karşılık embriyon bütün gebelik süresi boyunca hormonsal bir saldırı ile karşı karşıya kalabilir.
Kökeni hormonsal olan anormallikler ve bozukluklar arasında, erkek cinse (44 XY) ilişkin olanlarla, dişi cinsi (44 XX) etkileyenleri birbirlerinden ayırmak gerekir. Eğer gereksiz bir erkekleştirici hormon, yapısı açısından dişi olmaya yönelen 44 XX tipindeki bir embriyonun gelişmesinde bozukluk yaratırsa kadında yalancı erdişilik durumu söz konusu olur. Buna karşılık erkek olmaya yönelen bir embriyonda, erkeklik hormonlarının yetersizliği nedeniyle ü-reme organları yeterince gelişmezse, erkekte yalancı erdişilik durumu söz konusu olur. Kadınlık hormonlarının aşırı ya da az olması çok az karşılaşılan bir olaydır. Bunlar cinsel farklılaşma süresi boyunca meydana gelen oluşumu çok az etkilerler. . Kadınlarda görülen yalancı erdişilik durumlarının çeşitli biçimlerinde erkeklik hormonlarının aşırı ölçüde bulunmasının iki kökeni bulunabilir. Bunlardan birincisi dölütün aşırı derecede testosteron salgılamasıdır. Daha çok karşılaşılan ikinci durum ise annenin etkisidir, örneğin, anneye erken bir doğumun önüne geçmek için bileşiminin temel yapısında progestron (dişilik hormonu) bulunan bir ilç verilmiş olabilir. Bu hormon yumurtanın, döl-yatağına en iyi biçimde yerleşmesine olanak hazırlar. Fakat bazı kez önemli sonuçlar doğuran bir sakıncası vardır. Gerçekten de bu hormon gebeliğin ilk devresinde verilirse doğacak kız çocuğunun dış üreme organlarında erkekleşmeye yol açabilir. Bu tedavinin anne üzerinde de etkileri vardır. Ancak bu etkiler tedavi süresinin sonunda tümüyle kaybolurlar. Fakat dişi bir çocuk için yarattığı’ tehlike büyüktür. Bu yüzden embriyonun gelişme devresi boyunca anneye gereksiz bir ilcı vermekten kaçınmak gerekir.
Kansızlığa karşı uygulanan bazı tedavi yolları da androjen (erkeklik hormonları) verilmesine dayanır. Bunlar da dölüt için tehlike doğurabilir. Hiç bir hekimin gebe bir kadına bu tür bir ilç yazmaması gerekir. Fakat her şeye rağmen bu tür bir yanlışlık, gebe kalışı’ izleyen ilk on beş gün içinde hiç de olanak dışı değildir. Çünkü hiç bir kadın det kanamasını beklediği günden önce, gebe kaldığı konusunda bilgi sahibi değildir. Oysa, yukarıda da açıklandığı gibi artık bu tarihte embriyon hemen hemen on beş günü bulan bir yaşantıya sahiptir. Embriyon ilk günler ve ilk haftalar boyunca en önemli gelişimleri geçirir ve dış çevreden gelecek etkilere karşı özellikle duyarlı bir yapıda olur. Bu nedenle kadınlar bu tür ilçları kapsayan bir tedaviye başvuracakları zaman son derece ihtiyatlı ve tedbirli davranmak zorundadırlar.
Aşırı bir oranda erkeklik hormonlarının ikisine uğrayan dişi dölütte normal gelişmeyi izleyerek, kaybolmalarTgere-ken VVolff kanalları ortadan kalkmayarak varlıklarını sürdürürler. Bunlar meni yollarına benzeyen nitelikler taşıyan gereksiz yapılar meydana getirirler. Üstelik bu erkekleştirici hormonların aşırı bir oranda varlığı Müller kanallarının gelişiminde önemli bir ağırlık meydana getirir. Müller kanalları ileride oluşacak iç üreme organlarının taslak halindeki biçimleridir. Erkeklik hormonlarının dişi dölütün aşırı derecede içine geçmesinin etkisi ile Müller kanallarının arka uçları birbirleri ile kaynaşmak olanağını kaybedebilirler. Bunun sonucunda dölyatağı ya ikili bir yapı biçimi alacak, ya da tüm olarak ortadan kaybolacaktır. Çoğu kez bu tür doğuştan kusurların ergenlik çağına kadar farkına varılmaz. Fakat bazen dikkatli bir anne, dölyolunun bulunmadığını fark edebilir. Eğer dölyolu olağan durumda ise, ya da anormalliği fark edilmemişse dölyatağının bu doğuştan bozukluğu, kısırlığın nedenlerini araştırmak ya^da ilk gebelik süresinde görülen komplikasyonların tedavisi amacı ile yapılan bir muayenede ortaya çıkar. Bu doğuştan bozukluk dölyolu ile dölyatağı arasını bir bölme ile kapatmış ise, dışarı çıkmak için yol bulamayan ilk aybaşı kanamaları şiddetli ağrılara ve ateş yükselmesine yol açacaktır. Bu durumda tedavi yolu cerrahı müdahaleye dayanır. Klitorisin çok fazla büyümesi (hipertro-fi), erkekleştirici hormonların aşırı o-randa varlığının yol açtığı başka bir doğuştan bozukluk biçimidir. Fakat bu durum üreme işlevine doğrudan doğruya bir zarar vermez. Bu oluşumda klitorisin boyu bir penise eşit duruma gelebilir ve çoğu kez büyük dudakların az ya da çok oranda kaynaşması, bunlara erbezi torbası görünümünü verebilir. Bu yüzden, bu durumun aşırı örneklerinde hekim ya da ebe çocuğun cinsiyetini anlamakta zorluk çeker. Çünkü erkekleşmiş bir kız çocuk mu, yoksa dişileşmiş bir erkek çocuk mu doğmuş olduğunu doğumun ilk anında belirlemek kolay bir iş değildir. Bir erkeğin tüm dış görüntülerine sahip olan, fakat gerçekte yumurtalığı bulunan ve kromozom yapısı 44 XX olan bir çocuğun doğumu çok az rastlanan bir olaydır.
Bir doğum hekimi anormal dış üreme organları olan yeni doğmuş bir çocuğun cinsiyeti üzerinde kuşkulara düşerse, kromozom yapısının incelenmesini ister. Bu araştırmanın amacı çekirdeğinde Barr cisimciğinin varlığını ya da yokluğunu ortaya çtkarmak ve çocuğun kromozom yapısına ilişkin formülü (44 XX ya da 44 XY) belirlemektedir. Erkek dölütte henüz pek aydınlığa kavuşturulmamış nedenler yüzünden erbezinin işlevinin gerektiği gibi yerine getirilememesi ve erkeklik hormonu testosteronun salgılanmasının yeterli olmaması ya da çok geç başlaması olayı ile karşılaşabilir. Söz konusu eksiklik ya da gecikme, onarılması olanak dışı olan sonuçlara yol açabilir/ Çünkü erkeklik hormonlarının salgılanması erkeğin gelişmesi için mutlaka gereklidir. Bu hormonun az ya da çok oranda yetersiz olmasına ve salgılanmasının az ya da çok geç başlamasına göre ortaya çıkacak yalancı erdişilik durumu dereceler gösterecektir. En çok ve en sık görülen bir durum erbezlerinin bulunmaları gereken yerden başka bir yerde bulunmaları olayıdır. Gerçekten de erbezlerinin karın boşluğunda kalması olayı ile çok. sık karşılaşılır. Fakat bu durum tehlikeli sonuçlar dofuran bir olay değildir. Eğer çocuk boş sbezi torbalarıyle doğarsa bunların bir kaç yıl sonra kendiliğinden dolması olanağı vardır. Bununla birlikte bazı durumlarda hekim hormon tedavisine ya da cerrahi müdahaleye dayanan bir tedavi yoluna başvurur. Eğer hormonsal yetersizlik önemli bir oranda ise, erbezlerinin başka bir yere göç etmiş olması durumu ile birlikte başka anormallikler de ortaya çıkar, örneğin penis yeteri kadar gelişemez. Çoğu kez siyek penisin uç bölümüne açılacağı yerde, birkaç santimetre daha aşağıda bir yere açılır. Çok az rastlanan bir durumda ise torbalar boş, penis bir klitoris görünümünde olacak kadar küçülmüş yapıda olabilir ve sidiği sidik torbasından dışarı atan siyeğin açıldığı yer torbaların bulunduğu yere kadar geriler.
Embriyoloji bilimi bazı bilim adamlarının, daha önceden varsaydığı bir noktayı doğrulamıştır. İnsan embriyonu gelişme süresi boyunca hayvansal yaşantının gelişiminin büyük aşamalarından geçmektedir. Özellikle metanefros ismi verilen son gelişme biçimine erişmeden önce, pronefros ve mezonefroz devrelerinden geçmek zorundadır. Memeli hayvanlar dölyatağı içi gelişimi sadece birkaç hafta gibi kısa bir sürede tamamlarlar. İnsanda ise embriyon gebeliğinin ikinci ayı sırasında metanefros aşamasına erişir. Bu sırada embriyonun uzunluğu yarım santimetreden biraz daha fazladır.Bu iki devre arasındaki kesin ayırım, cinsel anormalliklerin kalıtsal kökenli ve cinsiyet bezi kökenli olmak üzere iki büyük bölüme ayrılmasını olanaklı kılar. Kalıtsal anormallikler cinsel kromozomların dağılımında ya da yapısında oluşmuş bir aksaklık sonucu meydana gelir.
Kalıtsal cinsiyet adı verilen devre boyunca ortaya çıkabilecek çeşitli düzen bozukluklarına, cinsel bezler devresinde oluşabilecek düzen bozukluklarından çok daha az oranda rastlanır. Gerçekten de cinse! bezlerin meydana gelmesini düzenleyen kalıtsal cinsiyet mekanizmasının belirli bir oranda daha basit olmasına karşılık, cinsel hormonların meydana gelmesini sağlayan oluşum çok daha karmaşık bir düzene sahiptir; bu nedenle de birçok bozuklukların ortaya çıkmasına olanak verir. Ayrıca kalıtsal bir bozukluğun ortaya çıkması tehlikesi sadece döllenme anı ile sınırlı durumdadır. Buna karşılık embriyon bütün gebelik süresi boyunca hormonsal bir saldırı ile karşı karşıya kalabilir.
Kökeni hormonsal olan anormallikler ve bozukluklar arasında, erkek cinse (44 XY) ilişkin olanlarla, dişi cinsi (44 XX) etkileyenleri birbirlerinden ayırmak gerekir. Eğer gereksiz bir erkekleştirici hormon, yapısı açısından dişi olmaya yönelen 44 XX tipindeki bir embriyonun gelişmesinde bozukluk yaratırsa kadında yalancı erdişilik durumu söz konusu olur. Buna karşılık erkek olmaya yönelen bir embriyonda, erkeklik hormonlarının yetersizliği nedeniyle ü-reme organları yeterince gelişmezse, erkekte yalancı erdişilik durumu söz konusu olur. Kadınlık hormonlarının aşırı ya da az olması çok az karşılaşılan bir olaydır. Bunlar cinsel farklılaşma süresi boyunca meydana gelen oluşumu çok az etkilerler. . Kadınlarda görülen yalancı erdişilik durumlarının çeşitli biçimlerinde erkeklik hormonlarının aşırı ölçüde bulunmasının iki kökeni bulunabilir. Bunlardan birincisi dölütün aşırı derecede testosteron salgılamasıdır. Daha çok karşılaşılan ikinci durum ise annenin etkisidir, örneğin, anneye erken bir doğumun önüne geçmek için bileşiminin temel yapısında progestron (dişilik hormonu) bulunan bir ilç verilmiş olabilir. Bu hormon yumurtanın, döl-yatağına en iyi biçimde yerleşmesine olanak hazırlar. Fakat bazı kez önemli sonuçlar doğuran bir sakıncası vardır. Gerçekten de bu hormon gebeliğin ilk devresinde verilirse doğacak kız çocuğunun dış üreme organlarında erkekleşmeye yol açabilir. Bu tedavinin anne üzerinde de etkileri vardır. Ancak bu etkiler tedavi süresinin sonunda tümüyle kaybolurlar. Fakat dişi bir çocuk için yarattığı’ tehlike büyüktür. Bu yüzden embriyonun gelişme devresi boyunca anneye gereksiz bir ilcı vermekten kaçınmak gerekir.
Kansızlığa karşı uygulanan bazı tedavi yolları da androjen (erkeklik hormonları) verilmesine dayanır. Bunlar da dölüt için tehlike doğurabilir. Hiç bir hekimin gebe bir kadına bu tür bir ilç yazmaması gerekir. Fakat her şeye rağmen bu tür bir yanlışlık, gebe kalışı’ izleyen ilk on beş gün içinde hiç de olanak dışı değildir. Çünkü hiç bir kadın det kanamasını beklediği günden önce, gebe kaldığı konusunda bilgi sahibi değildir. Oysa, yukarıda da açıklandığı gibi artık bu tarihte embriyon hemen hemen on beş günü bulan bir yaşantıya sahiptir. Embriyon ilk günler ve ilk haftalar boyunca en önemli gelişimleri geçirir ve dış çevreden gelecek etkilere karşı özellikle duyarlı bir yapıda olur. Bu nedenle kadınlar bu tür ilçları kapsayan bir tedaviye başvuracakları zaman son derece ihtiyatlı ve tedbirli davranmak zorundadırlar.
Aşırı bir oranda erkeklik hormonlarının ikisine uğrayan dişi dölütte normal gelişmeyi izleyerek, kaybolmalarTgere-ken VVolff kanalları ortadan kalkmayarak varlıklarını sürdürürler. Bunlar meni yollarına benzeyen nitelikler taşıyan gereksiz yapılar meydana getirirler. Üstelik bu erkekleştirici hormonların aşırı bir oranda varlığı Müller kanallarının gelişiminde önemli bir ağırlık meydana getirir. Müller kanalları ileride oluşacak iç üreme organlarının taslak halindeki biçimleridir. Erkeklik hormonlarının dişi dölütün aşırı derecede içine geçmesinin etkisi ile Müller kanallarının arka uçları birbirleri ile kaynaşmak olanağını kaybedebilirler. Bunun sonucunda dölyatağı ya ikili bir yapı biçimi alacak, ya da tüm olarak ortadan kaybolacaktır. Çoğu kez bu tür doğuştan kusurların ergenlik çağına kadar farkına varılmaz. Fakat bazen dikkatli bir anne, dölyolunun bulunmadığını fark edebilir. Eğer dölyolu olağan durumda ise, ya da anormalliği fark edilmemişse dölyatağının bu doğuştan bozukluğu, kısırlığın nedenlerini araştırmak ya^da ilk gebelik süresinde görülen komplikasyonların tedavisi amacı ile yapılan bir muayenede ortaya çıkar. Bu doğuştan bozukluk dölyolu ile dölyatağı arasını bir bölme ile kapatmış ise, dışarı çıkmak için yol bulamayan ilk aybaşı kanamaları şiddetli ağrılara ve ateş yükselmesine yol açacaktır. Bu durumda tedavi yolu cerrahı müdahaleye dayanır. Klitorisin çok fazla büyümesi (hipertro-fi), erkekleştirici hormonların aşırı o-randa varlığının yol açtığı başka bir doğuştan bozukluk biçimidir. Fakat bu durum üreme işlevine doğrudan doğruya bir zarar vermez. Bu oluşumda klitorisin boyu bir penise eşit duruma gelebilir ve çoğu kez büyük dudakların az ya da çok oranda kaynaşması, bunlara erbezi torbası görünümünü verebilir. Bu yüzden, bu durumun aşırı örneklerinde hekim ya da ebe çocuğun cinsiyetini anlamakta zorluk çeker. Çünkü erkekleşmiş bir kız çocuk mu, yoksa dişileşmiş bir erkek çocuk mu doğmuş olduğunu doğumun ilk anında belirlemek kolay bir iş değildir. Bir erkeğin tüm dış görüntülerine sahip olan, fakat gerçekte yumurtalığı bulunan ve kromozom yapısı 44 XX olan bir çocuğun doğumu çok az rastlanan bir olaydır.
Bir doğum hekimi anormal dış üreme organları olan yeni doğmuş bir çocuğun cinsiyeti üzerinde kuşkulara düşerse, kromozom yapısının incelenmesini ister. Bu araştırmanın amacı çekirdeğinde Barr cisimciğinin varlığını ya da yokluğunu ortaya çtkarmak ve çocuğun kromozom yapısına ilişkin formülü (44 XX ya da 44 XY) belirlemektedir. Erkek dölütte henüz pek aydınlığa kavuşturulmamış nedenler yüzünden erbezinin işlevinin gerektiği gibi yerine getirilememesi ve erkeklik hormonu testosteronun salgılanmasının yeterli olmaması ya da çok geç başlaması olayı ile karşılaşabilir. Söz konusu eksiklik ya da gecikme, onarılması olanak dışı olan sonuçlara yol açabilir/ Çünkü erkeklik hormonlarının salgılanması erkeğin gelişmesi için mutlaka gereklidir. Bu hormonun az ya da çok oranda yetersiz olmasına ve salgılanmasının az ya da çok geç başlamasına göre ortaya çıkacak yalancı erdişilik durumu dereceler gösterecektir. En çok ve en sık görülen bir durum erbezlerinin bulunmaları gereken yerden başka bir yerde bulunmaları olayıdır. Gerçekten de erbezlerinin karın boşluğunda kalması olayı ile çok. sık karşılaşılır. Fakat bu durum tehlikeli sonuçlar dofuran bir olay değildir. Eğer çocuk boş sbezi torbalarıyle doğarsa bunların bir kaç yıl sonra kendiliğinden dolması olanağı vardır. Bununla birlikte bazı durumlarda hekim hormon tedavisine ya da cerrahi müdahaleye dayanan bir tedavi yoluna başvurur. Eğer hormonsal yetersizlik önemli bir oranda ise, erbezlerinin başka bir yere göç etmiş olması durumu ile birlikte başka anormallikler de ortaya çıkar, örneğin penis yeteri kadar gelişemez. Çoğu kez siyek penisin uç bölümüne açılacağı yerde, birkaç santimetre daha aşağıda bir yere açılır. Çok az rastlanan bir durumda ise torbalar boş, penis bir klitoris görünümünde olacak kadar küçülmüş yapıda olabilir ve sidiği sidik torbasından dışarı atan siyeğin açıldığı yer torbaların bulunduğu yere kadar geriler.